Sorun birey olarak kapitalistin açgözlü olması değildir (her ne kadar açgözlü olsalar da). Bu yapısal bir sorundur. Kapitalistler, sermayenin kendini yeniden üretirken yarattığı ve talep ettiği pozisyonları dolduran toplumsal birimler / temsilcilerdir. Sermayenin kendi devinimi, ihtiyaçları ve kendine özgü bir yaşamı vardır. Sermayedar, sermayenin hizmetçisi veya kahyası olarak, her ne şekilde olursa olsun artık değeri azami seviyeye çıkarmaya mecburdur.
Kapitalizm farklı krizlerin birbirine yakınlaştığı bir dönemden geçmektedir: aşırı üretim krizi, mali istikrarsızlık ve ekolojik yıkım. Henüz üretimde bir gevşemeye yol açmasalar da, hızla ilerlemektedirler. Üretim öylesine akıl almaz boyutlara ulaşmaktadır ki, Çin’de henüz içinde kimse yaşamasa da her yıl 12 ila 24 yeni büyük şehir inşa edilmektedir. Aynı zamanda, ülkenin akarsularının yüzde 80’inde canlı yaşamının son bulması bir tesadüf değildir.
Photo: Wendelin Jacober
Sanayide ve madencilikte kaydedilen genişlemeler küresel boyutlarda ölümcül ekolojik krizlere neden oluyor. Daha bugünden radyoaktif yağmurumuz, metan gazı salınımlarımız, kontrol edilemeyen yangınlarımız, süper kasırgalarımız, yükselen denizlerimiz, gözleri olmayan karideslerimiz ve kibrit çakıldığında tutuşabilen şebeke suyumuz var. Eğer kontrol altına alınmazlarsa, kirlilik, su kıtlığı, nükleer radyasyon, toprak erozyonu, küresel ısınma ve jeoloji çalışmaları yeryüzündeki bütün yaşamı yok edecek. Ancak kapitalistler için, ekonominin yapısal iç krizleri ekolojik krizlerden bile daha acil ve önemlidir. Ekolojik kriz basit bir biçimde ikincil bir tahribattır, temel uğraşlarının bir etkisi veya sonucudur. Kapitalist büyüme zorunluluğu inkâr edilemez.
Durum açıkça ortada ama pek sık dile getirildiği söylenemez: Sınırları olan bir gezegende sınırsızca büyüyemezsiniz.
Stephanie McMillan
Bugün aşırı üretim krizi ağırlaştı ve sistem sınıra dayandı. Bütün fiziksel sınırlarının sonuna ulaşıyor. Kapitalistler, gidecek bir yeri olmadan hızla biriken paralarını yatıracak kârlı yerler bulmak konusunda çaresiz durumdalar. Bank of America’nın stratejik varlıklardan sorumlu başkanı David Bianco, 2010 yılında şöyle demişti: “Nakit para, şirketlerin onunla ne yapacaklarını hesaplamalarından daha hızlı birikiyor.”
2011’de ABD’ deki şirketler 1.6 trilyon dolarlık nakit paranın üstünde oturuyorlardı. Warren Buffett ve Bill Gates gibi kodamanlar, vergilendirilme isteklerini dile getirdiler ve yardım kuruluşlarına, vakıflara milyarlarca dolar akıttılar. Tabii ki hayırseverlik büyük kârlar sağlar, böylece sistem daha da fazla doygunluğa ulaşır, ancak aynı zamanda ek yatırım fırsatları da yaratır.
Ah, yoksa siz hayırseverliğin amacının insanlara yardım etmek olduğunu mu düşünüyordunuz? Ne tatlı.
Teksas rafinerilerine katran kumu ve petrol taşımak için demiryollarını genişletmek; yeraltı suyunu pisletse ve metan kusan depremler yaratsa bile doğal gaz için hidrolik kırılma yöntemine başvurmak; genetiği değiştirilmiş gıdaları onaylamakla bütün dünyaya karşı fiziksel saldırıda bulunmak ve radyoaktif atıkların nerede depolanacağına dair hiçbir bilgi vermeden nükleer santraller açmak gibi aşırı ve yıkıcı endüstriyel uygulamalar, hızla onların tek seçeneği haline geliyor.
Kapitalizmin kendi kendine çökeceğini ummak kimilerine cazip gelebilir. Ancak ne yazık ki sistem kendini yok etmeyecek. Kriz zamanlarında kapitalizm daha da gaddarlaşır. Geleceği önemsiyoruz gibi yalandan rollere soyunmak için artık boşu boşuna uğraşmazlar.
Kaynakların tükenmesi ve doğal felaketler kapitalistler için bir sorun değildir ─ aslında kıtlık, fiyatların ve karların fırlamasına neden olur, felaketler de büyük yatırım fırsatları olarak görülür. Kutup bölgesinde buzların eriyeceğini düşünen bir kapitalistin yaşadığı tek panik, sahipsiz petrolü ilk önce kendisinin elde edemeyecek olmasıdır. Her şeyi kontrol ettiği sürece enerjiyi nereden sağladığı umurunda değildir. Sistem dinamik, yeni koşullara uyarlanabilir ve son derece acımasızdır.
Kapitalizm eninde sonunda kendini yok edecektir, ancak bu sadece gezegendeki yaşamı da yok ettiğinde gerçekleşecektir ve bu olduğunda da artık hiçbir şeyin anlamı kalmayacak. O zamana kadar kapitalizm bütün sınırlamaları geçip ilerlemeye çalışacak. Hep yaptığı şey budur.
Hala kurtarılabilecek canlı bir gezegene sahipken, kapitalizmi şimdi ezmemiz gerekiyor. Bu gerçekten kaçış yok.
