Kendime Düşünceler

Eğer biri benim düşündüklerimin veya yaptıklarının doğru olmadığını ispatlarıyla ortaya koyarsa onları düzeltir ve o kişiye minnettar olurum. Çünkü hakikâti arıyorum ben ve kendini kandırmada, cehalette ısrar edenler haricinde hakikâtten hiç kimse zarar görmez.

Şu an olanları gören biri, sonsuzluktan bu yana olanları ve olacakları görmüştür. Çünkü her şey aynı özden ve aynı türdendir.

Sık sık evrendeki her şeyin birbirine bağlı olduğunu ve birbirleriyle ilişkileri üzerine düşün. Çünkü her şey birbiriyle bağlantılı, dolayısıyla ilişki içindedir. Her şey, devinimlerin gerilimi, maddenin birliği ve uyumu sayesinde bir başka şeyin sonucudur.

İçinde bulunduğun koşulları sahiplen, yazgının sana layık gördüğü, aralarında yaşadığın insanları sev, ama gerçek anlamda sev!

Ne zaman içtenlikle mutlu olmak istersen, birlikte yaşadığın, tanıdığın insanların özelliklerini düşün; örneğin birinin enerjisini, diğerinin alçakgönüllülüğünü, bir başkasının cömertliğini, bir diğerinin ise başka bir özelliğini düşün. Çünkü hiçbir şey birlikte yaşadığımız insanların görünüşe yansıyan erdemlerinin imgeleri kadar mutluluk veremez, hele hepsi bir arada toplanmışsa. Bunu hep aklında tut.

Kovana yararlı olmayan, arıya da yararlı değildir.

Düşünebilen bir canlı için doğaya göre davranmak da, akla göre davranmak da aynı eylemdir.

Hiç kimse yardım görmekten usanmaz, yardım etmek de doğaya uygun bir eylemdir. Dolayısıyla başkalarına yardım et ki yardım göresin.

Bizi çevreleyen havayla sadece soluğunu paylaşmayı bırak artık, aklın da her şeyi kapsayan akılla birlik olsun. Çünkü düşünce her yere dağılır ve tıpkı birinin havayı soluması gibi herkese nüfuz eder.

İş, pişmanlık duymadan, acınma veya övgü beklentisi olmadan yapılmalı. Yalnızca tek bir şey istemelisin: Yaptığın işin toplumsal çıkara uygun olması. Aksi halde geri çekil.

Erdem ve erdemsizliğin kişinin hissettiklerinde değil eylemlerinde olması gibi, akıl sahibi toplumsal bir canlının iyiliği ve kötülüğü de hislerde değil, eylemlerindedir.

Dış nedenlerden kaynaklanan olaylarda dinginlik, nedenleri senden kaynaklanan eylemlerde adaletli olmak: Yani toplumsal çıkarlara hizmet eden dürtüler ve eylemler, doğana uygun olan budur.

Nasıl iyi bir insan olunacağı hakkında daha fazla konuşma, öyle biri ol.

Toplumun yararına olan bir iş mi yaptım? O halde bu benim de yararımadır. Daima bunu aklında bulundur ve kesinlikle bundan vazgeçme.

Birbirlerini hakir görenler, birbirlerine dalkavukluk ediyor ve birbirlerinden üstün olmak isteyenler, birbirlerinin ayaklarına kapanıyor.

Sokrates şöyle diyordu: “Ne istiyorsunuz? Düşünebilen varlıkların ruhuna sahip olmak mı yoksa düşünemeyenlerin mi?” Düşünebilen varlıkların ruhuna. “Peki hangi düşünebilen varlıkların ruhuna, sağlıklı olanların mı yoksa kötücül olanların mı?” Sağlıklı olanların. “Öyleyse niye aramıyorsunuz onu?” Çünkü ona sahibiz. “Öyleyse neden tartışıp çekişiyorsunuz?”

Hiçbir işi gelişigüzel veya sanatın temel ilkelerine uyumsuz yapma.

İntikam almanın en iyi yolu intikam alınacak kişiye benzememektir.

Her şey evrenin doğasına göre gerçekleşir, başka bir doğaya göre değil; onu ister dışarıdan, ister içeriden kuşatsın, ister onun dışında bir yerde bulunsun, onsuz gerçekleşmesi mümkün değildir.

Herhangi bir şeyi yapmak sana zor geldiğinde, bunu insanın yetersizliğine verme; insanın yapabileceği bir şeyse sen de yapabilirsin.

El veya ayak için, elin işini elle, ayağın işini ayakla yaptığın sürece ağrı doğaya aykırı değildir. İnsan da insana dair işler yaptığı sürece acı doğaya aykırı değildir. Doğaya aykırı değilse, kötü de değildir.

Vaktiyle onca övgüye mazhar olmuş ne çok insan artık unutulup gitti; onlara övgüler dizenlerin çoğuysa çoktan göçüp gitti.

Olmayan şeyleri varmış gibi düşünme; elinin altındakilerden birini tercih et ve eğer onlar da olmasaydı, onları nasıl arayacağını düşün. Yine de seni memnun eden elindeki şeylere kendini fazla kaptırma, onlara fazla değer verirsen elinden kayıp gittiklerinde üzülürsün.

İçini kaz. İyinin kaynağı içindedir ve sen kazdıkça fışkırmaya hazırdır.

Başına gelen her şeyde, başlarına aynı şeyler geldikten sonra dertlenen, şaşkına dönen, yakınan insanları düşün. Şimdi neredeler? Hiçbir yerde! O halde? Onlara benzemek mi istiyorsun? Neden doğana yabancı olan bu eğilimleri, bunlarla yolundan sapanlara bırakmıyor ve başına gelenleri nasıl kendine yararlı kullanabileceğini düşünmüyorsun? Çünkü iyi ve yararlı bir şekilde kullanabileceğin bir malzeme olabilir bu. Yalnızca dikkatli olman ve her eyleminde iyi olmayı istemen gerek.

İnsanlıktan uzak olanlara karşı, onların insanlara karşı hissettikleri duyguları asla hissetme.

Karakter mükemmelliği, geçip gitmekte olan her günü gerginlikten, uyuşukluktan uzak, rol yapmadan, son günmüş gibi yaşamaktır.

“Sana dürüst davranmak istiyorum,” diyen birisi nasıl çürümüş ve sahtekardır. Ey insan, sen ne yapıyorsun? Bunu söylemene gerek yok. Dürüstlük kendiliğinden anlaşılmalı. Yüzünde yazmalı, sesinde çınlamalı. Tıpkı sevgilinin, sevgilisinin bir bakışında her şeyi anlayabilmesi gibi dürüstlük baktığın an gözlerinden taşmalıdır. Kötü kokan bir insanın yanından geçerken fark edilmesi gibi hemen anlaşılmalıdır sade ve dürüst bir insan. Çalışılmış sadelik bir kılıçtır. Kurdun kuzuya dostluğundan daha çirkin bir şey yoktur. En çok bundan kaçın. İyi, nazik ve samimi birisi, bu nitelikleri gözlerinde barındırır ve dikkatten kaçmaz.

İnsanların hata yaptığından emin olamazsın. Çünkü pek çok şeyi belli bir plana göre yaparlar. Herhangi birinin eylemlerine dair yargıda bulunmak için yeterli bilgiyi edinmek gerekir.

(Marcus Aurelius, Meditations)