Ekolojik Markalama: Daha Az Mürekkep

Sürdürülebilir kalkınma hayatın her alanına hızla girmeye devam ediyor. Mimarlıktan gastronomiye, kozmetikten modaya bütün sektörler, bir dönüşüm sürecine girmiş durumda. Bu dönüşüm sürecinde özellikle mega şirketlerin aldığı küçük kararlar bile büyük bir katma değere sahip. Bu şirketlerin logolarında kullandıkları mürekkebi azaltmalarının ekolojik etkisi ise sanıldığından çok daha büyük.

Doğal olarak, “Bir logonun baskısı çok pahalı olmamalı en fazla ne kadar mürekkep gerektiriyor?” diye düşünebilirsiniz. Ama buradaki asıl irdelenmesi gereken konu, milyarlarca şişeye aynı logonun basılıyor olması. Sylvain Boyer’in öncülüğünde başlayan Ecobranding girişimi, markanın bileşenlerini daha ekolojik ve şirketin bütçesine de faydalı olacak şekilde dönüştürme çözümleri sunuyor. Yaptıkları çalışmalar, baskı maliyetlerinde yüzde 10 ile 40 arasında tasarruf sağlanabileceği ve aynı kimliğin özünü korunabileceği yönünde. Bir örnek ile açıklamak gerekirse, sanayi tipi yazıcı mürekkebi, Chanel N° 5’ten iki kat daha pahalı. Mürekkep kullanımını sınırlamak, dünya çapındaki üretimde milyonlarca dolarlık tasarruf sağlayabilir. 

Boyer, bir logoyu ekolojik logoya dönüştürmek için logonun ilk şekline deformasyon yaşatmadan çalıştıklarını, ancak çevresel etkisini azaltmak için logonun içindeki boyalı alanlara odaklandıklarını söylüyor. Öte yandan, bu sürecin her zaman yaratıcı bir kısmı olduğunu paylaşıyor. Örneğin, dolu ve boş alan arasında, ısırılan kısmı vurgulayan Apple logosu veya fırça yönünü vurgulayan H&M logosu gibi bir etkileşim kurmaya çalıştıklarını ifade ediyor.

Ek olarak, EcoBranding sadece logo değişimi için ortaya çıkmış bir oluşum değil. Ekolojik tipografi, ekolojik renk ve ekolojik kullanıcı arayüzü gibi unsurlar da dahil olmak üzere, baskı ve dijital markalamanın tüm yönleriyle çalışıyorlar. Amaçları ise, şirketlerin mürekkep ve enerji kullanımını azaltarak şirketi tüm yönleriyle çevre dostu hale getirmek. Boyer bu girişimiyle alakalı, markaların ekolojik dönüşümüne adanmış ilk marka tasarım ajansı yaratmayı umduğunu dile getiriyor. FedEx, Nike, Starbucks, McDonalds ve Coca Cola gibi dev şirketlerin yardımlarıyla markaların yüzde 39’a kadar daha az mürekkep kullanabileceği tüm dünyaya gösterilebilir.

Boyer’in fikri gerçekten sonuçları olan bir projeye dönüşebilir mi sorusunun yanıtı mümkün olduğu yönünde. Pazarın bir kısmı, bu girişimden önce de mürekkep harcamaları hakkında düşünmekteydi. Örneğin Nike, birkaç yıl önce, çeşitli malzemelerin ve boyalarının ekolojik etkilerini ölçen, tasarımcılarını ürünlerini sadece finansal maliyet değil, aynı zamanda dünya etkisi açısından da düşünmeye teşvik eden bir iç uygulama yayınladı. Başka bir perspektifle duruma yaklaşan Amazon ise renkli, reklamlı kutuların ve kabarcıklı naylon ambalajların yerini karton ambalaj kullanmaya başladı. Bir ürün satın alındıktan sonra evde başka bir reklam görseline ihtiyaç olmadığına inandıkları için ürünlerini Frustration Free ambalajı ile paketleyerek ekolojik ve ekonomik yönden paketleme maliyetlerini düşürdü.

FastCompany (yesilist.com)